Gurbet-Kusu Yeni Üye


Kayıt: Dec 26, 2007 Mesajlar: 12 Nerden: Hollanda / Eindhoven
|
Tarih: Cum Arl 28, 2007 3:40 pm Mesaj konusu: Hicret Hatırası |
|
|
HİCRET HATIRASI
Ashab-ı kiramdan Bera ibni Azib Radıyallahu anh anlatıyor:
Bir gün Hz. Ebu Bekir bize geldi;
on üç dirheme babamdan bir semer satın aldı; sonra da: "Oğlun Bera'ya söyle de bunu bize götürsün" dedi.
Babam:
"Yok öyle şey!" dedi.
"Resul-i Ekrem ile birlikte Medine'ye hicret etmek üzere Mekke'den çıktığınızda, müşrikler de sizi bulmak üzere ardınıza düştüğünde başınızdan neler geçtiğini anlatmadan olmaz."
Hz. Ebu Bekir:
"Peki anlatayım" diye söze başladı ve şunları söyledi:
"O gece mekke'den çıktık.Bütün gece yol aldık. Ertesi gün öğle vaktine kadar yürüdük. Sıcak iyice bastırınca yol tenhalaştı, hatta kimse geçmez oldu. Acaba bir gölgelik bulabilir miyiz diye sağa sola bakınırken kocaman bir kaya gördüm. Üzerine daha güneş gelmemişti. Oraya indik. gölgesinde Hz. Peygamber'in yatıp uyuması için yeri elimle düzelttim ve üzerine bir kürk serdim.
"Ya Resulullah!" dedim. "Burada uyu, dinlen! Ben etrafa göz kulak olurum." Reul-i Ekrem uyudu. Ben de acaba bizim arkadamızdan gelen biri var mı diye etrafı kolaçan etmeye başladım. Bir de baktım ki, bir çoban; sürüsüyle birlikte bize doğru geliyor. Belli ki o da kayanın gölgesinden faydalanmak istiyor. Çobanın yanına gittim:
"Çocuk! Sen kimin çobanısın?" diye sordum. "Kureyş kabilesinden falanın çobanıyım" diye bir isim söyledi. O adamı tanıyordum.
"Sürü de sağılan koyun var mı ?" diye sordum.
"Var" dedi.
"Bize süt sağr mısın?" dedim.
"Sağarım" dedi. Koyunlardan birini yakaladı. Koyunun memesini, kendisinin de ellerini bir iyice temizlemesini söyledim. Bir ağaç kaba bir miktar süt sağdı.
Peygamber Efendimizin içmesi ve abdest alması için yanımda bir su kabı taşıyordum. Ondan biraz su dökerek sütü soğuttum. Sütü alıp Resul-i Ekrem'in yanına gittim. Baktım, uyuyor.
Onu uyandırmaya kıyamadım. Biraz sonra uyandığını görünce:
"Buyur ey Allah'ın elçisi iç." dedim.
sütü alıp içti. O zaman benim gönlüm de hoş oldu. sonra Resul-i ekrem:
"Hareket zamanı gelmedi mi?" diye sordu
"Geldi, Ya Resulullah!" dedim. Güneş batıya devrilince yola koyulduk. Meğer Sraka bin malik peşimize takılmış. Onu görünce:
"Ey Allah'ın elçisi! bize yetiştiler" dedim.
"Üzülme! allah bizimle beraberdir" buyurdu. Suraka bize iyice yaklaşınca ağlamaya başladım.
Resul-i Ekrem:
"Niye ağlıyorsun?" diye sordu.
"Vallahi kendim için değil, senin için ağlıyorum" dedim.
Resul-i Ekrem efendimiz:
"Allah'ım bizi ondan koru! diye dua edince, Suraka' nın atının ayakları karına kadar yere battı. Suraka atından yere atladı ve:
"Muhammed! Anlıyorum bu senin işin. Bana beddua ettin, bu yüzden atımın ayakları yere gömüldü. Şimdi bana dua et de kurtulayım, Size söz veriyorum, arkadan gelen adamlara sizi gördüğümü söylemeyeceğim, ve onların sizi takip etmesine engel olacağım" dedi.
Sonra Suraka sözüne şöyle devam etti:
"Şu ok torbamdan bir ok al. Falan yerde develerimi otlatan adamlarımı göreceksin. Onlara bu oku göster ve onlardan ihtiyacın olan şeyleri al."
Resul-i Ekrem:
" Senin develerine ihtiyacım yok" buyurdu. peygamber Efendimiz dua edince Süraka gömüldüğü yerden kurtuldu. son geri dönüp gitti ve karşılaştığı bütün müşrikleri: "Ben de onların peşindeyim; ama kendilerini bulamadım" diyerek geri döndermiş ve bize verdiği sözü tutmuş. Allah'ın elçisiyle birlikte sonunda Mediye'ye vardık. İnsanlar onu karşılamak için yollara dökülmüş; erkekler, kadınlar damlara çıkmış; çocuklar, hizmetkarlar yollarda kaynaşıyor ve:
" Ya Muhammed! Ya Resulallah! Ya Muhammed! Ya Resulullah!" diye bağırıyorlardı. Halk:
" Allah'ın elçisi bizim evimizi şereflendirecek" diye birbiriyle çekişip duruyordu.
Resul-i ekrem:
"Bu gece, dayılarım olan neccaroğulları'na ikram etmek üzere onlara misafir olacağım" buyurdu.
Ertesi gün de
Allah'ın kendisine emrettiği işleri yapmaya başladı."
Buhari, Lukata12, Menakıb 25, fezailu ashabi'in-nebi 2; Müslim, Zuhd 75; ahmedb. Hanbel, Müsned, 1,2-3.
Sahabe'den 101 Hatıra sayfa 15, 16, 17, 18, 19. |
|